KÜTAHYAMIZ HAKKINDA GENEL BİLGİLER
TARİHÇESİ
Kuruluş
Tarihi kesin olarak tesbit edilememekle beraber, Tarihi M.Ö.III. Bin yıllarına
uzanmaktadır. Ünlü masalcı Ezop Kütahya 'da doğmuştur. Eski kaynaklara göre
Kütahya 'nın antik çağlardaki adı Kotiaeon, Cotiaeum ve Koti şeklinde geçmektedir.
İl topraklarına yerleşen en eski halk Frig’lerdir. Frig’lerin Yaşadıkları
Kentler Ankara Gordion, Eskişehir Yazılıkaya, Kütahya Sabuncupınar ve Gediz
Tarafları, Afyon İscehisar, Uşak ve Denizli İline kadar uzanan geniş bir
alana yayılmış topluluk olup. M.Ö 1200 'lerde Anadolu 'ya gelen
Frigler, Hitit İmparatorluğunun topraklarına girdiler ve bir devlet olarak örgütlendiler.
M.Ö 676 'da Kimmeler, Frigya Kralı III. Midas 'ı bozguna uğratarak Kütahya
ve çevresine egemen oldular.
Alyattes
'in Lidya Kralı olduğu dönemde Kimmer egemenliği yerini Lidya yönetimi aldı.
M.Ö 546 'da Persler Lidya Ordusunun yenilgiye uğratarak Anadolu 'yu istila
etti. M.Ö 334 'de Biga Çayı yakınlarında Persleri yenilgiye uğratan İskender
yörede üstünlük kurdu. İskender 'in M.Ö 323 'te ölümü ile Kütahya ve yöresi
komutanlarından Antigonos 'a geçti. M.Ö 133 'de Roma yönetimine girdi.
Piskoposluk merkezi haline getirildi.
1071
'de Malazgirt Savaşı 'nda Alpaslan 'a yenilen Bizans İmparatoru Romanus
Diogenes 'de tutsaklık dönüşü Kütahya 'ya getirilerek bir süre konaklaması
sağlandı. 1078 'de Anadolu Selçuklu Devletini kuran Kutalmışoğlu Süleyman
Şah Kütahya 'yı da ele geçirdi. 1097 'de Haçlıların saldırısına uğradı.
II. Kılıçarslan kaybedilen topraklarla birlikte Kütahya 'yı geri aldı.
1277 'de Gıyaseddin Keyhüsrev Kütahya yöresini Germiyanoğlu Süleyman Şah
kızı Devlet Hatun 'u Osmanlı Sultanı I. Murat 'ın oğlu Yıldırım Beyazıt
'a verdi. (1381) Germiyanoğulları Beyliğinin toprakları Devlet Hatun 'un çeyizi
olarak Osmanlılara verildi. (Kütahya ve çevresi dahil) 1402 Ankara Savaşında,
Beyazıt 'ı ağır bir yenilgiye uğratan Timur, Kütahya 'yı alarak II. Yakup
Bey 'e geri verdi. Kütahya daha sonra Osmanlılara geçti ve Sancak Merkezi
oldu.
Sultan
II. Beyazıt 'ın zamanında Şah İsmail yanlısı Şahkulu Kütahya 'da
ayaklandı. Bu isyan 1511 yılında bastırıldı. XIX. yy 'da Osmanlı
Devletine başkaldıran Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa 'nın oğlu Kütahya 'yı
işgal etti. Sultan Mahmut ile imzalanan Kütahya Antlaşması ile Mısır
askerleri Kütahya 'yı terk etti.
Avrupa 'da 1848 ihtilalleri sırasında, Macarlar 'da ayaklamışlardı. Macar Ulusal Hareketi Avusturya ve Rusya tarafından bastırılınca hareketin önde gelenlerinden bazıları 1849 'da Osmanlı Hükümetine sığındı. Başta Lajos Kossuth olmak üzere Kütahya 'ya yerleştirilen Macarlar, 1851 'e kadar burada kaldılar.
Dünya
'daki İlk Toplu İş Sözleşmesi Kütahya’da yapılmıştır.
Kütahya
'daki bir tarihi olay da 13 Temmuz 1766 'da imzalanan Dünyanın ilk toplu iş sözleşmesidir.
Vali Ali Paşa' nın huzurunda imzalanmış, burada işçi ve işveren arasında
bir antlaşma yapılmış, çırak, kalfa ve ustanın ayrı ayrı ücretleri
belirlenmiştir.
Kütahya
1867 'de Hüdavendigar Vilayetine bağlı bir sancak merkezi iken, II. Meşrutiyetten
sonra bağımsız bir sancak oldu. Milli Mücadele yıllarında, Ocak 1921 'de
Çerkez Ethem düzenli ordu çatışmasına sahne olan Kütahya, 17 Temmuz 1921
'de Yunanlıların işgaline uğradı. Büyük Taarruz 'a kadar işgal altında
kalan Kütahya, 30 Ağustos 1922 'de kurtuldu. 8 Ekim 1923 'de Vilayet durumuna
getirilmiştir.
Kütahya’da toplam 33 Kaplıca Bulunmakta olup, lıca Harlek Kaplıcaları, Yoncalı TÜTAV Termal Tesisleri, Yoncalı Çamur Banyosu, Gediz Ilıcası, Hamam Köy Ilıcası, Hisarcık Sefaköy ve Esire , Gediz Murat Dağı Kaplıcaları, Tavşanlı Göbel Kaplıcaları, Emet Kaplıcaları, Simav Termal Tesisleriyle Türkiye’de Termal Turizmde önemli bir yeri vardır.
TARİHİ
ve KÜLTÜREL YERLER (ÖREN YERLERİ)
Çavdarhisar
Aizanoi Antik Kenti, Frig Vadisi, Germiyanoğullarından kalma Kütahya Hisarı,
Camisi Eski Yerleşim Alanları ve Hisar’da Bulunan Döner Gazino’su ,
Ulucamisi, II. Yakup Bey, Balıklı, Kurşunlu, Dönenler, Arslan Bey (Meydan),
Hisarbeyoğlu Mustafa (Saray), Takvacılar, Karagöz Ahmed Paşa, Lala Hüseyin
Paşa, Ali (Alo) Paşa, İshak
Fakih ve Molla Bey Külliye ve Camiileri, Vacidiye Medresesi-'Demirkapılı
Medrese'(Şimdiki Kütahya Arkeoloji Müzesi), Gavur Hamamı, Paşa Hamamı, Küçük
ve Büyük Bedestenler, Küçük Hamam, Germiyanoğlu Sokak(Tarihi Evler), Macar
Evi, Kütahya’nın tarihsel Önemi
olan yerlerimizden olup, İl Özel İdare Çini Müzesi, Sadık Atakan Özel
Çini Müzesi, Dumlupınar Şehitliği, Dumlupınar Abidesi gibi yakın geçmişimize
ait tarihi eserler de bulunmaktadır.
DOĞAL
GÜZELLİKLERİ
Kütahya
Radar tarafları, Kirazlı Yayla, Yellice Dağı, Enne Milli Parkı ve Baraj Gölü,
Sofça Baraj Gölü, Frig Vadisi, Sabuncupınar Yayları, Hisarlık, Çamlıca,
Gediz Murat Dağı, Şaphane Akdağ, Gediz Akçaalan Yaylaları,
Simav Gölcük Yaylası ve Gölü, Emet Eğrigöz Gölü ve Yaylası, Tavşanlı
Yaylası, Ilıca Harlek ve Yoncalı Mesire yerlerinden oluşan zengin bir doğal
güzellikler diyarıdır.
IKLIMI
Iç
Anadolunun az yagisli, sertce iklimiyle, Ege Bolgesinin yagisli ve ilimli iklimi
arasinda bir gecit ozelligi yanı sıra yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise soğuk
ve yağışlıdır
TARIM ve EKONOMI
SANATÇI
ve İLİM ADAMLARI
Kütahya aynı zamanda Sanatçı ve İlim adamlarıylada meşhur bir kentimiz olup Meşhur Gezginimiz Evliya Çelebi, Çinici Ustamız Hacı Hafız Mehmet Emin Efendi, Ali Paşa, Ord. Prof . Dr. İsmail Hakkı Uzunçarşılı, gibi geçmişten bir esinti gibi gelen değerli insanlarımızın yanı sıra günümüzde ise Naif Ressamımız Hüseyin Yüce, Ahmet Yakupoğlu, Alayunt’lu Hüseyin ve Ahmet Duygu Gibi Değerli resim sanatçılarımızın yanı sıra, Çinici Sıtkı Ustamız, ve Mehmet Gürsöy, Ahmet Mümtaz Yıldız, Zeki Öncü, Osman Erez ve Birol Akdemir gibi değerli fotoğraf sanatçılarımızlada tam bir sanatkar ve kültür başkenti görünümündedir..
KÜTAHYA’NIN
KONUMU
Kütahya
Konum itibariyle Eskişehir 74, Afyon’a 90 Km, Uşak ve Bilecik’e 120
Km, Bursa’ya 200 Km, İstanbul, Antalya, İzmir ve Ankara’ya 450 Km,
Yalova’ya 300 Km olup((Yaklaşık)) Diğer büyük şehirlerin tam ortasında
yer almasıylada önemli bir yer konumuna sahiptir.
KÜTAHYA’NIN
RESMİ VE ÖZEL KUTLAMA GÜNLERİ
Kurtuluş
Gunleri:
|
Festival
Yeri Adı |
Ilk
Basladigi Tarih |
Kutlama
Tarihi |
Kac
Gun Devam Ettigi |
Kutahya'nin
Kurtuluşu |
Kutahya |
1923 |
30
Agustos |
1
gün |
Emet'in
Kurtuluşu |
Emet |
1922 |
3
Eylul |
1
gün |
Simav'in
Kurtuluşu |
Simav |
- |
4
Eylul |
1
gün |
Gediz'in
Kurtuluşu |
Gediz |
1926 |
1
Eylul |
1
gün |
Tavsanli'nin
Kurtuluşu |
Tavsanli |
1928 |
3
Eylul |
1
gün |
Zafer
Bayrami |
Kutahya-Dumlupinar |
1923 |
30
Agustos |
1
gün |
Fuarlar: |
|
|
|
|
Dumlupinar
Fuari |
Kutahya-Merkez |
1974 |
7-27
Temmuz |
21
gün |
Festivaller: |
|
|
|
|
Cini
Festivali |
Kutahya-Merkez |
1986 |
7-9
Temmuz |
3
gün |
Senlikler: |
|
|
|
|
Cavdar
Turizm Şenliği |
Cavdarhisar |
1984 |
17
Temmuz |
2
gün |
Cilek
Uretimi Tesvik Musabakasi
|
Domanic
(Safa Koyu) |
1977 |
Haziran
ayinin ilk yarisi |
1
gün |
Hayme
Ana'yi Anma ve Domanic
|
Domanic
(Ebecamligi) |
1985 |
Eylul
ayinin ilk haftasi |
2
gün |
Yagli
Pehlivan Güreşleri |
Domanic |
1972 |
Mayis'in
son pazar gunu |
1
gün |
GENEL
BİLGİLER
Yüzölçümü:
11.875 km²
Nüfus
: 600.000
Civarı
İlçeleri: Kütahya
(Merkez), Altıntaş, Aslanapa, Domaniç, Çavdarhisar, Dumlupınar, Emet,
Gediz, Hisarcık, Simav, Pazarlar, Simav, Şaphane, Tavşanlı
İlimiz
nüfusu 1990 yılı sayımına göre merkezde 131.000 il genelinde 578.000 'e
ulaşmıştır. Nüfus yoğunluğu %49 'dur. İl, alan olarak ta Türkiye 'nin
%1.53 'ünü teşkil etmektedir.
KÜTAHYA'nın
TARİHİNDEN KISACA BİLGİLER
CAMİİ
VE MÜZELER
1- ULU CAMİİ
Kent
merkezinde Börekçiler Mahallesinde Vacidiye Medresesi ile II. Yakup Çelebi İmaret
Külliyesi arasındadır. Kütahya 'nın en güzel ve en büyük camisi olan yapı
Yıldırım Beyazıt (1381 - 1384 ) zamanında yapılmaya başlanmış, Ankara
Savaşı ile yarıda kalan cami Fatih Sultan Mehmet zamanında tamamlanmış,
Kanuni Sultan Süleyman 'ın Rodos Seferi sırasında Mimar Sinan tarafından
tamir edilmiştir.
Ortalama 45 x 25 m.lik bir alanı kaplayan cami, avlusuzdur. Kuzeydoğu dış köşesinde bir minaresi olan caminin bir kubbe, iki yan olmak üzere üç kapısı ve 64 penceresi vardır. Kubbe kapısına yakın, orta yerde dört mermer sütun üzerinde müezzin mahfeli ve altında şadırvanı vardır. Kubbe kapısının üstü ve yanları kadınlar mahfeli olarak kafeslerle ayrılmıştır. Caminin iki kubbesi, altı yarım kubbesi ve beş bölümlü son cemaat yeri vardır.
2- ALİ PAŞA(ALO) CAMİİ
Gazikemal Mahallesinde, Cumhuriyet Caddesindedir. Kagir ahşap çatılı, kiremit örtülü yapı 1796 'da yapılmıştır. Kuzey ve batıda iki girişi vardır. Kareye yakın dikdörtgen planlı ana mekan ile buna batıdan bitişik ahşap ekten oluşmaktadır. Çatıyı mermer görünümünde boyanmış sekiz sütun taşır. Düz tavan ortada dikdörtgen çerçeveler içinde kalem işleriyle bezelidir. Aynı bezeme ağaç minberin korkuluklarında da yinelenmiştir. Mihrap ile mihrap duvarı çinilerinin çeşitliliği bunların toplama olduğu kanısını uyandırmaktadır. Mihrap nişinde ise kandil motifleri görülür. Nişin çıkmaları üstündeki çinileri de toplamadır.
3- YEŞİL CAMİİ
Hükümet Caddesindedir. II. Abdülhamit döneminde (1905 ) yapılmıştır. Kare planlı, tek kubbeli camiinin önündeki giriş de iki sütunlu ve kubbelidir. Caminin içi kubbeden tabana dek kalem işi, kabartma, yağlıboya gibi çeşitli teknikler kullanılarak bitkisel, geometrik motiflerle bezenmiştir. Mahfil katından girilen köşkü minare de ilginçtir.
4- KARAGÖZ AHMET PAŞA CAMİİ
1509 - 1512 Osmanlı, (onarım 1893 - 1970) tamamen kesme taş kaplamalı, büyük tek kubbeli, revaklı son cemaat yeri bulunan, minare gövdesi tuğladan bir yapıdır. Tuğla minarenin kesme taş kaidesi batı tarafından bir çıkma yapmaktadır. Yapıda minare ve kemerler dışında tuğlanın taş ile birlikte dekoratif amaçla da kullanılmış olduğu açıkça görülmüştür.
5- ÇİNİLİ CAMİİ (YAKUPOĞLU CAMİİ)
1973
yılı yapımı olan cami 2 katlı olup içi ve dışı tamamen çinilerle kaplıdır.
Orta Asya Türk mimarisi örnek alınarak yapılan cami tek kubbeli ve sekizgen,
bir mimari özellik gösterir. Caminin kubbesinin içi hat sanatıyla süslenmiştir.
Dünya da ve Türkiye 'de bir başka benzeri olmayan cami ünlü ressam Ahmet
YAKUPOĞLU tarafından yaptırılmıştır.
Halen Vecidiye Medresesinde hizmet veren Kütahya Çini Müzesi, Dünya'nın İkinci Özel Müzesidir.
Halen eski zamanlarda Rasatthane olarak hizmet veren Kütahya Arkeoloji Müzesi, Kütahya ve çevresinde yapılan kazı çalışmaları sonucu ele geçirilen, satın alınan veya hibe yoluyla sahip olunan tarihi eserlere ev sahipliği yapmaktadır. Müzede tarihi eserlerin yanı sıra etnografik eşyalar da sergilenmektedir.
7- KOSSUTH EVİ (MACAR EVİ)
1789 Fransız Devriminden sonra Avrupa 'da gelişen milliyetçilik akımları sonucunda ayaklanan Macarlar, Avusturya ve Rusya tarafından işgal edilince ayaklanmanın liderlerinden bazıları Türklerden sığınma istemişler ve bu çerçevede Lajos KOSSUTH ve mahiyetindekiler Kütahya 'ya yerleştirilmişlerdir. İki yıl Kütahya 'da kalan (1849 - 1851 yılları arasında) LAJOS KOSSUTH ve mahiyetindekilerin anısına ikamet ettikleri ev müze haline getirilmiştir.
6-
S. SADIK ATAKAN ÇİNİ MÜZESİ
S. Sadık ATAKAN Kütahya aşığı, Çini aşığı ve Kültür aşığı, Kütahya eşrafından olan ve çok sevilen bir zaattır. Sadık Atakan Avukatlığı başlamadan yıllar önce çini kolleksiyonuna merak salmıştır. Kütahya ve çevresinde çini sürekli toplayarak Kütahya'nın İlk Çini Müzesini doğduğu tarihi evde açmıştır.
TARİHSEL
YAPILAR
1-
KALE
Kütahya
Kale 'si antik devirden başlamak üzere yerleşimin yer aldığı sanılan tepe
üzerinde bir iç kale, hisar ve Osmanlı Devrinde aşağıdaki su kaynağını
da içine almak üzere eklenen üçüncü bir kısımdan meydana gelmektedir.
Kale Roma - Bizans - Selçuklu ve Osmanlı döneminde iskan görmüştür.
Kalede bugün hiç bir döneme ait kitabe bulunmaktadır. Kütahya Kale 'si
Evliya Çelebi 'ye göre yetmiş burca sahiptir. Bugün Kütahya Kale 'si garip
bir şekilde genel hatlarıyla Diyarbakır Kale 'sine benzemektedir. Burçlar çok
sık aralıklarla yerleştirilmiştir. Hatta iç kale tarafında adete birbirine
yapışmış biçimde burçlar tesbit etmek mümkündür. Tuğla hatıllarının
tuğla dizileri ve duvardaki sayıları bir örnek değildir.
2- KALEDEKİ DİĞER YAPILAR
Kale
Camiinden Hisar Kahvesine gidilen dolambaçlı yol üzerinde iki çeşme kalıntısı
vardır. Bunlardan birisi son yıllarda suyu kesik olan güzel bir çeşmedir.
3- AIZANOI
Antik
kent, Kütahya 'nın 57 km. güney batısında Çavdarhisar İlçesi 'nde yer
almaktadır. Bedir Çayının iki yakasında kurulmuş olan Roma Kenti,
Hiristiyanlık Döneminde çok gelişmiştir. (M.S.98 - 117) Bedir Deresinin iki
yakasına rıhtım duvarları yapılmış ve bunlar arasında ikisi günümüze
dek ulaşan beş köprü ile bağlantı sağlanmıştır. Suyun sol yakasında;
Aroga, Küçük bir Tapınak, Zeus Tapınağı, Hamam, Stadium ve
Tiyatro yer almaktadır. Sağda; Borsa Binası, Mozaikli Hamam, Sütunlu
Cadde ve Anıtsal Kapı kalıntıları vardır. Nekropoller (Mezarlık) ise
kentin çevresine yayılmıştır. 1978 'deki kazıda caldarium (sıcaklık),
frigidarium (soğukluk), palaestra (spor sahası) F ve H apsisli salonlar,
hatation (havuz) bölümlerinin ortaya çıkmasıyla hamamın planı tamamlanmıştır.
F ve H salonları ile caldarium 'da derin nişler vardır. H salonunun yıkılmış
olan apsisinin temeli belirgindir. Tiyatro ile stadium, birbirlerine bitişik
yapılarıyla alışılmışın dışında bir plan gösterir. Çevresinden yüksekte
olan tapınak, temenos (kutsal alan) içindedir.
Temenos
sütunlu galerilerle çevrilidir. Propylon 'dan (giriş yapısı) sonra aynı
eksende altar (sunak) yer alır. Temenos 'un ortasındaki tapınak Roma Yapısı
olmasına karşın helenistik plan gösterir. Podyumlu olup, pseudodipteros
planlıdır. Prostyle (önü sütunlu) planlı pronaos (ön ada), cella (kutsal
ada) opisthodomos 'dan oluşur. Cella duvarlarındaki yazıt kuşağında yapının
Hadrian 'us dönemine (M.S. 117-138) ilişkin olduğu yazılıdır. Dönemin
sikkelerinden, cellada Zeus 'u ayakta, bir elinde kartal, bir elinde mızrak
tutar biçimde betimleyen heykelinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Batı ve doğu
akroterlerdeki kabartmalar burada Zeus ve Kybele kültürünün olduğunu göstermekte,
ayrıca tapınağın altındaki tonozlu salonun da Ana Tanrıça kültürü ile
ilgili olduğu öne sürülmektedir. Zeus Tapınağı Hiristiyanlık döneminde
kilise olarak dinsel işlevini sürdürmüştür. Aizanoi 'de halen Alman
Arkeoloji Enstitüsü adına Dr. Klaus Rheidt tarafından kazı çalışmaları
sürdürülmektedir. Şu andaki çalışmalar Borsa binası yanındaki "Sütunlu
Cadde" de devam etmektedir.
4- FRİG VADİSİ
Kütahya
'ya 55 km. uzaklıkta bulunan; Ovacık Köyünün, İnlice Mahallesinin, doğu
tarafından başlayan çamlar arasındaki kayalık alan "Frig Vadisi"
olarak adlandırılmıştır. Vadinin M.Ö. 900-600 yıllarında Frigler, daha
sonra Romalılar ve Bizanslılar tarafından kullanıldığı bilinmektedir.
Frig
Vadisi 'nde kayalara elle oyulmuş; kaya mezarlar, kiliseler ve sığınma-barınma
amaçlı yüzlerce mağara bulunmaktadır. Böge incelenirken üç bölüme ayrılmıştır.
Birinci bölümde; kayaların içine oyulmuş iki kilise bulunmuştur.
"Tekli Kilise" ve "Çiftli Kilise" isimleri verilen yapıların
duvarlarında freskler vardır. Ayrıca kök boyayla yazılmış yazılar,
meander motifleri ve haç işaretleri de görülmektedir. İkince bölümde
incelediğimiz, "Delik Taş Kalesi" de Frigler ve Bizanslılar tarafından
kullanılmıştır. Sığınma ve savunma amacıyla kayalar oyularak yapılmıştır.
Burada da büyük bir kilise ile gizli geçit ve dehlizlerle birbirine bağlanan
birçok oda bulunmaktadır. Üst kısmının ise kale surları şeklinde oyulduğu
görülmektedir.
"Penteser
Kalesi" denilen üçüncü bölüm de savunma amaçlı bir kale olup,
kayalar oyularak yapılmıştır. Burada da çeşitli kaya mezarları ve mağaralar
vardı.
Bölge
Ürgüp 'ü andıran doğal kaya yapısının yanı sıra maç ormanlarıyla da
ilgi çekici, bakir bir merkezdir.
Ayrıca Ahmetoğlu Çiftliği, Sabuncupınar, Fındık, İncik, İnli ve Söğüt köylerinde de eski dönemlerden kalma mağara ve kilise kalıntıları bulunmaktadır.
KÜTAHYA’DA
ÇİNİCİLİK
1 - Kütahya Çini Sanatı
İlimizin simgesi ve onu bütün dünyaya tanıtan "Çinicilik"
Kütahya 'da önemli bir sanat olmanın yanında bir geçim koludur da.
Kütahya 'da Friglerle başlayan seramik yapımı Bizans
Devri sonuna kadar sürekli gelişme göstermiştir. Kütahya 100 yılı aşkın
bir süre Selçuklularla Bizanslılar arasında tampon bölge olarak kalmıştır.
Bu devirde çinicilik Bizans ve Selçuklu Sanatının özelliklerini birlikte
kullanmıştır. Daha sonra Beylikler Devrine giren Kütahya 'da Osmanlı etkisi
görülmeye başlamıştır.
1314
tarihli Vacidiye Medresesindeki Abdülvacit Efendinin Sandukasında 1428 tarihli
Yakup Bey Türbesi 'nde ilk Osmanlı Devri renkli sırlı çini tuğlalar kullanıldığı
görülmektedir. 15. yy. Osmanlı seramik ve çini sanatı mavi beyaz grubu çinileri
ile dikkati çeker. Bu orijinal mavi beyazlar Hisarbey Camii (1487), Kükürt Köyü
Camiin (1697) de görülmüştür. 15. yy mavi beyaz
çiniler
Kütahya 'nın bazı yapıları yanında İstanbul ve Kudüs mimari eserlerinde
de kullanılmıştır. 16.yy da Kütahya Çini ve Seramik sanatı
faaliyetlerinin yavaşladığı görülmekle beraber İstanbul ve diğer önemli
merkezlerde yapılan mimari eserlerde Kütahya çinilerinin kullanıldığı görülür.
1528 - 1529 tarihli Gebze - Çoban Mustafa Paşa Türbesinde, 1522 tarihli
Manisa Valide Sultan Camiinde, Topkapı Sarayının çeşitli ünitelerinde Kütahya
mavi beyaz çinileri kullanılmıştır.
Günümüzde ihraç malları arasına giren desen ve renk zenginliği kazanan Kütahya Çiniciliği olumlu bir yoldadır. 30 kadar irili ufaklı atölyede yapılan çalışmalar sonucu yapılan çiniler Türkiye ve Dünyanın pek çok eserini süslemektedir.
2- Kütahya 'da Çinicilik Yöntemleri
Çinicilikte kullanılan hammaddeler, Kütahya ve komşu
illerden sağlanmaktadır. Bu hammaddeler, plastik ve plastik olmayanlar diye
ikiye ayrılır. Plastik hammaddeler grubuna "Kırklar Toprağı",
"Gri Bilecik Kili", "Maya" ve "Çamaşır Kili",
Plastik olmayan hammaddeler grubuna "Çakmak Taşı", "Beyaz
Bilecik Kili" ve "Tebeşir" girmektedir.
Bu hammaddelerin belli oranlarda karıştırılmalarıyla
"Çark", "Döküm" ve "Pres" diye adlandırılan
üç tür harman hazırlanır. Çark harmanında; düz duvar tabağı, vazo,
saksı ve şekerlik, döküm harmanında; biblo, bardak, tabak ve küllük, pres
harmanında; düz yada desenli duvar plakaları yapılır. Ocaklardan gelen
hammaddeler önce öğütülür, çakmak taşı ile bir değirmende kuru olarak
karıştırılır. Plastik hammaddeler harman yapılarak, havuzlarda 1-2 gün
bekletildikten sonra elek ya da bezden geçirilerek 20-25 gün dinlendirilir.
Plastik olmayan hammaddeler de kaynatılarak süzülür ve harmana eklenir.
Dinlendirilmiş harman, kapalı suyu alındıktan sonra alçı kalıplara dökülür
yada eski fırın plakaları üzerine yayılır. Böylece, harmanın bileşimindeki
su oranı ile plastik maddelerin bileşimindeki su oranı eşitlenir. Döküm
harmanı, çoğunlukla imalathanelerdeki çark harmanında hazırlanır. Kimi
imalathanelerde, çark harmanına belli oranlarda çakmak taşı eklenir. Pres
harmanı ise, kuru olarak hazırlanır.
Harmana "Çark", "Torna", "Döküm"
ya da "Pres" ile biçim verilir. Çarkların çoğu ayak ile işletilir.
Pres kalıplarının çoğu ahşaptır. Alçı kalıplarında kullanılan alçının
niteliği çok düşük ve teknoloji ilkeldir.
Kurutma,
kışın kapalı yerlerdeki raflarda, yazın ise açık havada yapılır.
Plakalar püskürtme, diğer ürünler daldırma yoluyla sırlanır
Değişik
büyüklükte tuğlaların dizilmesi ile silindir biçiminde yapılan fırınlar,
ateş hane ve pişirme bölümlerinden oluşur. Pişirme bölümünde raflar
kurutulmuştur. Ateş hane bölümünün her iki yanında, sırçanın pişirildiği,
pişirme bölümünün "Göz" penceresinden kontrol edilir. Pişirme sıcaklığı
11-14 saatte 800 - 950 dereceye ulaşır. İlki daha düşük ısıda olmak üzere
"Çift Pişirme" uygulanır. Çini yapımında kullanılan boyalar
yerli ve yabancı kaynaklardan sağlanır.
Yerli boyalar, genellikle oksitlerden yapılan açık yeşil, turkuaz, kırmızı ve siyah, yabancı boyalar ise sarı, koyu yeşil ve laciverttir. Boyama, sulama ve pişirme ilkel yöntemlerle yapıldığından zayıf türdeş olmayan ve birbirine karışan değişik renkler oluşturulur.
KÜLTÜR
İlimizde
gümüş işlemeciliği (Telkari) ve çiniciliğin yanı sıra kilimcilik ve halıcılık
da önemli bir el sanatı ve geçim kaynağı olarak gelişmiştir. Özellikle
Simav yöresinde halıcılık "Ev Dokumacılığı" olarak gelişmiştir.
Çavdarhisar ve Emet İlçelerinde "Yağcıbedir Halıları", Pazarlar
ilçesinde yün ve kıldan dokunan "Kilimler", Şaphane İlçesinin yörük
köylerinde kilimcilik, Aslanapa - Bayramşah Köyünde de "Yörük Halısı"
olarak adlandırılan dokumacılık çok yaygındır.
Yöresel
değerler kapsamında "TARİHİ KÜTAHYA EVLERİ" inden de bahsetmek
gerekir. Günümüzce az sayıda kalan, tarihi Kütahya Evleri Belediye tarafından
koruma altına alınmıştır. Bunlardan "Şükrü Şeker Evi"
Belediye Müzesi olarak halen restore edilmektedir.
İl
Merkezine hizmet veren mesire yerlerinin başında "ÇAMLICA" ve
"ANA SULTAN" gelmektedir. Kütahya Kalesi 'ndeki "DÖNER GAZİNO"
da ildeki önemli yapılardan birisidir. Başka benzeri bulunmayan bina şu anda
lokanta olarak hizmet vermekte olup hemen altında Hisar Kır Kahvesi mevcuttur.
TERMAL
TURİZM
Kütahya termal turizm kaynakları açısından en zengin illerimizden birisidir. Bu kaynakların büyük bölümünde yeterli tesis olmasına rağmen geliştirilmeli ve aktif dış turizmin hizmetine sokulmalıdır. Bu çerçevede yapılan çalışmalar arasında yer alan Termal Turizm Merkezleri oluşturulması kararlarından Kütahya 'da nasibini almıştır. Ve Kütahya 'daki altı merkez "Termal Turizm Merkezi" ilan edilmiştir.
1- ILICA HARLEK KAPLICALARI
Kütahya - Eskişehir karayolunun 21 km. sinden 4 km içerde
yer almaktadır. Kaplıca bir yerleşim merkezi olup her türlü alt yapısı ve
çevre tanzimi tamamlanmıştır. Kaplıca merkezinde tüm yıl açık alış-veriş
merkezleri vardır. Kaplıca 'da halka açık yüzme havuzu, iki hamam ve açık
iyi yüzme havuzu vardır. Harlek Kaplıcalarında Turistik Belgeli tek yatırım
Kütahya Belediyesine ait Otel Harlek Tesisleridir. Tesiste 16 apart, 8 suit ve
46 otel odası vardır. 180 yatak kapasiteli tesisin tüm odaları balkonlu ve içinde
naturel kaplıca suyu bulunan banyoları mevcuttur. Kaplıca merkezinde aile
pansiyonculuğu geliştirilmiştir. Pek çok kaynağın bulunduğu merkezde
halen üç kaynaktan yararlanılmaktadır. 40-43 derece sıcaklıkta bulunan
Harlek ve Kadılar kaynakları ılıştırılmadan banyo yapılabilen ender
naturel kaplıca sularındandır.
Kaplıca Suları : Böbrek taşlarının dökülmesi, safra kesesi rahatsızlıkları, siyatik, lumbago, romatizma, çocuk felci, göz hastalıkları, kadın hastalıkları, sinirsel gerginlik, cinsel gücün artması ve stres gibi bir çok rahatsızlığa iyi gelmektedir. Ilıca Harlek Kaplıcaları 23.03.1989 gün 13900 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla "Termal Turizm Merkezi" ilan edilmiştir.
2- YONCALI KAPLICALARI
Kütahya
'ya 16 km mesafededir. 500 dönümlük bir arazi üzerine yayılmıştır. Selçuk
Hükümdarı I. Alaeddin Keykubat tarafından ilk kez yaptırıldığı tahmin
edilen tarihi hamam ve caminin bulunduğu kaplıca bir yerleşim merkezidir.
Kaplıca merkezinde, açık yüzme havuzu, çamur havuzları, tarihi küçük ve
büyük hamam ve çelik hamamı bulunmaktadır.
Yoncalı 'da İl Özel İdare Müdürlüğüne ait 100 yatak kapasiteli moteller ve 40 yatak kapasiteli otel vardır. 5.10.1991 tarihinde hizmete giren S.S.K Yoncalı Hidroterapi ve Fizik Tedavi Hastanesi 130 yatak kapasitesi ile hizmet vermektedir. Kaplıca suları bileşimlerine göre dört ayrı grupta toplanır. Kadınlar, Erkekler, Namazgah ve çamur kaynakları bu dört gruptur. Sıcaklıkları 32-36 derece arasındaki sular ağrılı hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. Yoncalı Kaplıcaları 17.09.1993 gün 4833 sayılı bakanlar kurulu kararıyla "Termal Turizm Merkezi" ilan edilmiştir.
3-
TAVŞANLI GÖBEL KAPLICALARI
Göbel Kaplıcaları Tavşanlı 'nın 7. Km batısında yer almaktadır. Kaplıca suları 32 derece sıcaklıkta olup, romatizma, siyatik, cilt hastalıkları, yaraların tedavisi, mide ve bağırsak ülserleri, adale ve kemik rahatsızlıklarının tedavisinde faydalı olmaktadır. Kaplıca merkezinde 18 daire, konaklama amaçlı hizmet vermektedir. Göbel 'de iki hamam ve dört havuz mevcuttur.
4- GEDİZ ILICA KAPLICALARI
Gediz 'in 15 km. güney batısındaki, Hamamsu deresinin iki yanında ve dere içinde yaklaşık 10 yerden kaynamaktadır. Merkezde çıktığı yeri sarıya boyayan Sarıkız kaynağı, Karakazan kaynağı, Buğuluk kaynağı ve en sıcak kaynak olan Kahveönü traverten kaynaklarından yararlanılmaktadır. Kaplıca suyu, içme uygulamalarında karaciğer ve safra yolu rahatsızlıklarına iyi gelir. Gediz Ilıcasu Kaplıcaları 18.3.1987 gün ve 11608 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla "Termal Turizm Merkezi" ilan edilmiştir.
5- GEDİZ MURAT DAĞI KAPLICALARI
Gediz'e 30 km mesafedeki kaplıca merkezi Muratdağının batı yamaçlarında yer alır. Muratdağının eşsiz güzellikleri arasında merkez, yıllardır bilinen be kullanılan bir yerdir. Kaplıca tesisleri ve konaklama birimleri belediyeye aittir. Kaplıcada debisi fazla olan başlıca üç kaynak vadır. Hacethane ve Kocaman suları aynı adlı hamamı ve Kızılay Kampını beslemektedir. Kaymakam suyu ise daha aşağıda olup üstü açık bir havuza akmaktadır. Kaplıca suları içme uygulamalarıyla böbrek ve karaciğer rahatsızlıklarına iyi gelmektedir. Gediz Muratdağı kaplıcaları 18.03.1987 gün ve 11608 sayılı bakanlar kurulu kararıyla "Termal Turizm Merkezi "ilan edilmiştir.
6- EMET VE KAYNARCA KAPLICALARI
Kütahya 'ya 100 km mesafedeki Emet 'te yer almaktadır. İlçe merkezindeki kaplıcalar antik çağlardan beri kullanıla gelmişlerdir. Halen Yeşil Kaplıcalarda 144 yatak kapasiteli, Kaynarca Kaplıcalarında 36 yatak kapasiteli moteller ile Yeşil Kaplıcalarda 29 yatak kapasiteli bir otel ve iki hamam vardır. Kaplıcadaki tüm tesisler Belediye 'ye aittir. Kaplıca merkezinde 196 yatak kapasiteli Kongre Oteli, bir açık ve bir kapalı olmak üzere iki olimpik yüzme havuzu rekreasyon ve sportif amaçlı hizmet birimlerinin inşaatı halen devam etmektedir. 40-50 derece sıcaklıktaki kaplıca suları ağrılı rahatsızlıkarın ve romatizmal hastalıkların tedavisinde faydalı olmaktadır. Emet Yeşil ve Kaynarca Kaplıcaları 17.9.1993 gün ve 4833 sayılı bakanlar kurulu kararıyla "Termal Turizm Merkezi" ilan edilmiştir.
7- SİMAV EYNAL KAPLICALARI
Simav 'a 4 km. mesafedeki kaplıcalar geniş bir alana yayılmıştır. Halk arasında şeytan kazanları olarak adlandırılan kaplıcalar çok eski zamanlardan beri kullanılmaktadır. Eynal Kaplıcalarında belediyeye ait toplam 400 yatak kapasiteli konaklama tesisleri ve bunların yan hizmet birimleri de vardır. 140 derece sıcaklığa sahip kaplıca suları jinekolojik, nevralji, nevrit, romatizma, böbrek taşlarının dökülmesi ve ağrılı hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. Simav Eynal Kaplıcaları 23.3.1989 gün ve 13900 sayılı bakanlar kurulu kararıyla "Termal Turizm Merkezi" ilan edilmiştir.
8- HİSARCIK - ESİRE
- HAMAMKÖY KAPLICALARI
Hisarcık 'a 10 km. mesafededir. 51 derece sıcaklıktaki Hamamköy ve Esire kaplıca suları içme uygulamalarıyla mide, bağırsak sistemi, karaciğer ve safra kesesi hastalıklarına iyi gelmektedir. Merkez 'de İl Özel İdare Müdürlüğü 'nce yaptırılmış dört aileye hitabeden bir konaklama tesisi vardır. Tesis Hamamköy Muhtarlığı 'nca işletilmektedir.
SIYASI TARIH
a- Mensei
Germiyanogullari, Anadolu Selçuklulari'nin son döneminde Kütahya ve çevresinde hüküm sürmüs bir Türk beyligidir. Germiyan bir türk asiretinin adi olup, ilk defa XIII. yüzyilin baslarinda Selçuklu Devleti'nin hizmetinde Malatya'da faaliyet göstermislerdir. Germiyan asireti, Harizm hükümdari Celaleddin Harzemsah Mengüberti ile Anadolu taraflarina gelmis ve Selçuklular'in hizmetine girmislerdir. Malatya'da bulunduklari siralarda asiretin reisi Ali Siroglu Muzafferüddin idi. Selçuklu sultani II. Giyaseddin Keyhüsrev zamaninda (1236-1246) vuku bulan Baba Ishak tarafindan yönlendirilen Babailer isyaninin (1239) bastirilmasinda görevlendirilmisse de basaramayarak ilk defa maglup olmustur. Onun oglu Kerimüddin Ali Sir, Selçuklu sehzadeleri arasindaki taht mücadelesinde II. Izzeddin Keykavus taraftari oldugu için, IV. Kiliç Arslan zamaninda Vezir Pervane Muineddin Süleyman tarafindan diger muhaliflerle birlikte öldürülmüstür (1264).
b-
Kütahya ve Civarina Yerlesmeleri
Germiyanogulari'nin kesin olarak hangi tarihte Kütahya ve
civarina yerlestikleri bilinmemektedir. Ancak Baba Ishak isyaninin
bastirilmasindan sonra (1241), II. Giyaseddin Keyhüsrev tarafindan bölgeye
yerlestirildikleri ileri sürülmektedir. Ayrica, Selçuklu Sehzadesi oldugu
iddiasiyla Karamanoglu Mehmed Bey'in ortaya çikardigi
Cimri (Giyaseddin Siyavus)'nin yakalanmasi hadisesinde
(1277) rol aldiklarina göre bu tarihte Kütahya, Afyon ve Denizli taraflarinda
yerlesmis olmalidirlar.
Baba Ishak isyani sirasinda Malatya'da olan Germiyanlilarin Cimri hadisesi esnasinda Bati Anadolu'da bulunmalari, muhtemelen Mogol istilasi sebebi ile bu bölgeye göç ettiklerine delâlet etmektedir.
c- Germiyanogullari Beyligi'nin Kurulusu
Cimri olayi sirasinda (1277) Bati Anadolu'da bulunan ve
Anadolu Selçuklulari'nin hizmetinde hareket eden Germiyanlilara bu hizmetleri
karsiliginda Kütahya ve civari ikta, yani timar olarak verilmis olmalidir. Bu
hadise sirasinda Sahipata ogullari emrinde oldugu görülen Germiyanlilar, bu
tarihten itibaren güçlü bir beylik haline gelmeye basladilar. Nitekim Bati
Anadolu'daki Aydin, Mentese, Saruhan, Denizli beyleri ilk zamanlarinda
Germiyanogullari'na tâbi idiler.
Mogollar'in Anadolu'yu isgali ve Selçuklu Devleti üzerinde hakimiyet kurmalarindan sonra XIII. yüzyilin sonlari ile XIV. yüzyilin baslarinda uçlardaki beyler bagimsizliklarini almaya basladilar. Germiyanlilar da Selçuklu-Mogol idaresine karsi çikarak 1283'ten itibaren bir beylik olarak teskilatlanarak II. Mesud'a karsi mücadeleye giristiler. 1286-1291 yillari arasinda meydana elen bu olaylarda bazan Germiyanlilar, bazan da Selçuklu sultani II. Mesud galip geldiler. Bu tarihlerde Germiyan kuvvetlerinin basinda Hüsameddin I. Alisir bulunuyordu. XIII. asrin sonlarinda ise beyligin basinda Hüsameddin Bey'in kardesi Yakup Bey bulunuyordu ve bu sirada Germiyanlilar, Selçuklular'a tabi olarak iyi iliskiler içinde idiler.
I. Yakub Bey
Germiyanogullari
Beyligi'nin kurucusu Yakub bin Alisir olup, onun zamaninda en parlak devrini
yasamistir. Yakub Bey, Anadolu Seyçuklu Devleti hizmetinde emir-i kebir
sifatini tasiyacak derecede önemli vazifelerde bulunmustur. Yakub Bey bu dönemde
nüfus sahasini Kirsehir'e kadar uzatti. III. Alaaddin Keykubad'in saltanattan
çekilmesinden sonra Selçuklu tahtina ikinci defa geçen II. Giyaseddin Mesud'a
tabi olmayan Yakub Bey, Ilhanli Devleti'nin hakimiytini taniyarak senelik vergi
vermeye basladi. Bu dönemde Karamanoglu Beyligi'nden sonra Anadolu'da en önemli
beylik Germiyan Beyligi idi. Yakub Bey yaklasik 1305'de kumandani Aydinoglu
Mehmed Bey'i, Bati Anadolu'daki sinirlarini genisletmek maksadiyla görevlendirdi.
Aydinoglu Mehmed Bey Birgi merkez olmak üzere Izmir ve civarinin fethine tesebbüs
etmis ve daha sonralari bölgede kendi beyligini kurmustur. Yakub Bey zamaninda
Bizanslilar'la karsilikli savaslar yapilmistir. Nitekim Yakub Bey 1305'de
Menderes nehri kenarindaki Tripolis sehrini ve Angir (Kiliseköy)'i zaptetmis ve
otuzbin kisilik bir kuvvetle Philadelphia (Alasehir)'yi kusatmistir. Ancak
Bizans'in istegi üzerine yardima gelen Katalanlarin saldirisi karsisinda geri
çekilmek zorunda kalmistir. Katalanlarin bölgeyi terketmesinden sonra Yakub
Bey, yeniden Philadelphia (Alasehir) üzerine giderek vergiye bagladi (1314).
Ilhanli hükümdari Olcaytu'nun Anadolu'daki beylikleri itaat altina almak için gönderdigi (1314) Emir Çoban'in davetine gelerek itaatlerini bildiren beyler arasinda Germiyanli Alisirogullari ve Germiyanogullari'na tabi beyler de vardi. Daha sonra Emir Çoban oglu Demirtas, Anadolu'ya geldiginde (1325) Esref ve Hamidogullari Beyliklerini ortadan kaldirmis, digerlerini zaptetmek için Egridir'de hazirlik yaparken maiyyetindeki beylerden Eretna'yi da Karahisar-i sahip taraflarina göndermisti. Yakub Bey'in damadi olan Karahisar Bey'i kayinpederinin yanina Kütahya'ya siginmistir. Yakub Bey ile Eretna Bey arasinda bir savas çikmak üzere iken Demirtas'tan gelen emir üzerine Eretna Bey Sivas'a çekilmislerdir (1327). Yakub Bey'in 1340'larda vefat ettigi tahmin edilmektedir. el-Ömerî, Yakub Bey devrinde Germiyan Beyliginin talimli düzenli ordusu oldugunu kaydetmektedir.
Mehmet
Bey (1340-1361)
Yakub
Bey'den sonra Germiyanogullari Beyligi'nin basina oglu Mehmet Bey geçmistir.
Mehmed Bey, mücadeleci ve savasçi anlamina gelen Çahsedan veya Çagsadan
lakabiyla aniliyordu. O'nun zamaninda,daha önce Katalanlar tarafindan isgal
edilen Küldi (Kula) kasabasi rumlardan, Angir (Simav) kasabasi Bizans
Imparatorlugu'ndan geri alinmistir. Mehmed Bey hakkinda bilinenler çok azdir.
Germiyanogullari Beyligi Yakub Bey'den sonra eski üstünlügünü kaybetmis,
hatta Mehmed Bey devrinde Aydinogullari bagimsiz hale gelmislerdir. Mehmed Bey
1361'de vefat etmistir.
Süleyman
Sah (1361-1387)
Sah
Çelebi olarak da anilan Süleyman Sah, babasi Mehmed Bey'in vefati üzerine
Germiyan hükümdari olmustur. O'nun hükümdarliginin ilk yillari olaysiz geçmistir.
Karamanogullari Alaaddin Bey ile Hamidoglu Ilyas Bey arasindaki mücadelelerde
Ilyas Bey'in tarafini tutmustur. Karamanoglu'nun saldirisina ugrayan Ilyas Bey
kendisine sigininca ona yardim etmis ve topraklarini geri almasini saglamistir.
Bu durum Süleyman Sah ile Karamanoglu Alaaddin Bey'in arasini açmistir.
Bu dönemde Germiyan beyligi iki önemli Anadolu beyligi
arasinda sikismistir. Süleyman Sah, kuzeyde devamli topraklarini genisleten
Osmanlilar'dan ve güneydoguda Karamanlilar'dan gelecek saldirilara karsi
topraklarini koruyabilmek için bazi imkanlar aramistir. Bu maksatla kizi Devlet
Hatun'u I. Murad'in oglu Yildirim Bayezid ile evlendirmis ve kizinin çeyizi
olmak üzere Kütahya, Tavsanli, Simav ve Egrigöz dolaylarini Osmanlilar'a
birakmistir. Böylece büyük fedakârliklarla dostluk iliskisi kurmaya çalisan
Süleyman Sah, kendisi Kula'ya çekilmistir (1381). Yildirim Bayezid ise Kütahya
valiligine getirilmistir.
Ayni dönemde Karamanoglu Alaaddin Bey de Osmanlilar'la
akrabalik kurmak istemis ve I. Murad'in kizi Melek Hatun ile evlenmistir. Ancak
bu evlilik Germiyanoglu Süleyman Sah'i tedirgin etmistir.
Süleyman Sah 1387'de Kula'da vefat etmis ve orada yaptirdigi Gürhane Medresesi'ne defnedilmis ve yerine oglu II. Yakub Bey Germiyan beyi olmustur.
II.
Yakub Bey
Babasi Süleyman Sah zamaninda Usak ve Suhud bölgesinde
vali bulunan Yakub Bey onun ölümü üzerine (1387) Germiyan beyi olmustur.
Osmanli
padisahi I. Murad'in Kosova Savasi'na diger bazi beylikler gibi yardimci kuvvet
gönderen II. Yakub Bey, I. Murad'in savas meydaninda sehit düsmesi üzerine
Osmanli nüfusundan kurtulmak istedi. Karamanogullari basta olmak üzere bazi
topraklari Osmanlilar tarafindan alinan Hamid, Saruhan ve Mentese beyliklerinin
olusturdugu ittifaki destekledi. Ayrica bu durumdan istifade ederek babasi
tarafindan kizkardesinin çeyizi olarak verilen yerlerden geri aldi ve Kütahya'yi
ele geçirdi.
Bu
durum karsisinda Yildirim Bayezid, Rumeli'de sulh ve sükunu sagladigi gibi
Sirplarla da anlasma yapti. Daha sonra hemen Anadolu'ya geçen Bayezid, kisa
zamanda kendi aleyhine gerçeklestirilen ittifaki dagitti. Saruhan, Aydin ve
Mentese beyliklerini isgal ettikten sonra Kütahya'ya yöneldi. II. Yakub Bey bu
durumdan endiseye düstügü için Yildirim Bayezid'i pekçok hediyelerle
karsiladi. Ancak Osmanli Padisahi, kayinbiraderine güvenmedigi için yakalatmis,
veziri Hisar Bey ile birlikte Rumeli'de Ipsala kalesine hapsetti.
Böylece
bütün Germiyanogullari'na ait topraklar Osmanli ülkesine katilmis oldu
(1390).
Yakub
Bey 1399'a kadar Ipsala'da kaldi ve sonunda bir firsatini bularak kaçti ve
deniz yoluyla Sam'a gitti. O sirada Sam'a gelmis olan Timur'a siginan Yakub Bey,
maiyyetinde olanlarla birlikte Ankara Savasi'na katildi (1402). Yildirim
Bayezid'in Timur'a maglub olmasiyla Osmanli Devleti'nin parçalanmasi üzerine
diger beylikler gibi Germiyan Beyligi de yeniden teskil edildi ve idaresi II.
Yakub Bey'e verildi. Böylece Yakub Bey oniki yillik bir aradan sonra yeniden
beyliginin basina geçmis oldu. Timur, Ankara Savasi'ndan sonra Kütahya'ya
gelmis ve bir ay kadar burada ikamet etmistir.
Yildirim
Bayezid'in ölümünden sonra onun sehzadeleri arasinda ortaya çikan
karisikliklar sirasinda önce Karamanoglu ile bir ittifaka giren Yakub Bey, daha
sonra Çelebi Mehmed'in tarafina geçti (1410). Ancak bu duruma tepki gösteren
Karamanoglu Mehmed Bey, Germiyan ili üzerine giderek Kütahya'yi zaptetti. Bu
suretle Yakub Bey, ikinci defa ülkesini terketmek zorunda kaldi. Çelebi
Mehmed'in Rumeli'de asayisi sagladiktan sonra Anadolu'ya geçmesi üzerine
Bursa'ya kadar ilerlemis olan Karamanoglu derhal geri çekilmis, hatta Germiyan
topraklarini da terketmistir. Osmanli padisahi Çelebi Mehmed Karamanoglu üzerine
yürürken Yakub Bey de yardimci olmaya çalismis, zahire ve levazim tedarik
ederek harekati kolaylastirmistir. Böylece Yakub Bey ikinci defa ülkesine
sahip olmus ve Osmanli hakimiyetini tanimistir (1413).
II.
Murad devrinde de Osmanlilar'la iyi geçinmeye çalisan Yakub Bey bir oglunun
olmamasi ve yasinin ilerlemesi sebebiyle ülkesini Osmanli padisahina birakmayi
düsündü. Bu maksatla yasi sekseni mütecaviz iken Bursa üzerinden Edirne'ye
seyahat etti. II. Murad'la görüsmesi sirasinda hüsn-i kabul gördü ve
merasimle karsilandi. Germiyan
ilini II. Murad'a vasiyet ederek tekrar ülkesine döndü. Yakub Bey, Kütahya'ya
dönüsünden bir sene sonra öldü (Ocak 1429) ve kendi imaretinin mescidindeki
mihrabin arkasina defnedildi. Yakub Bey, aradaki fasilalarla birlikte 42 yil hükümdarlik
yapti.
TESKILÂT VE KÜLTÜR
a-
Sosyal ve Ekonomik Hayat
Germiyanogullari Beyligi'nin en güçlü oldugu I. Yakub
Bey devrinde sosyal ve ekonomik hayatin da gelismis oldugu anlasilmaktadir.
Sehabeddin Ömeri, Germiyan beyinin 700 sehir ve kalesi oldugunu, ordunun tam teçhizatli
oldugu, kiymetli esya ve hayvanlara sahip bulundugunu bildirmektedir. Ticarete
önem veren ve nakliyesinde Menderes nehrinden yararlanan Germiyanlilar bazi
ihraç mallarini bu vasita ile Ayasulug ve Balat yoluyla denizden ihraç
ederlerdi. Yine bu devirde Bizans, her yil Germiyan beyine 100.000 dinar ve pekçok
kiymetli esyayi hediye olarak gönderiyordu.
Germiyanogullari devrinde "Germiyan kumaslari"
olarak meshur dokumalar çok kiymetli idi. Anadolunun her tarafinda taninan ve
Bursa pazarlarinda da bulunan Germiyan kumaslari Osmanli sarayina giden
hediyelik esyalar arasinda da yer aliyordu. Yine Denizli'de dokunan ve ak
kalemli denilen kumastan hil'at yapilirdi. Sariklik bezler de yine bu bölgede
dokunuyordu ve I. Murad'in kullandigi sarik burada islenen tülbentten idi.
Germiyanogullari'ndan Osmanlilar'a intikal eden
vakfiyelerden anlasildigina göre tesis edilen imaret ve zaviyelerde yolcu ve
fakirlere en iyi sekilde hizmet ediliyordu.
O dönemde halk yerlesik ve konar-göçer olmak üzere iki
kisimdi. Köy ve kasabalarda yasayanlar zirai ekonomiye sahip olduklari halde,
sehirdekiler ticaret yapiyorlardi. Konar-göçerler
ise hayvan besiciligi ile mesguldüler.
Germiyan hükümdari Süleyman Sah ve II. Yakub Bey adina bastirilmis gümüs sikkeler bulunmaktadir. Ayrica Yakub Bey, Timur'un himayesinde iken onun adina, Osmanli himayesinde iken II. Murad adina da para bastirmistir.
b- Ordu
Diger Anadolu Beylikleri'nde oldugu gibi
Germiyanogullari'nda da askerî kuvvet timarli sipahi idi. Ayrica beylerin
iktalarina göre silahli kuvvet beslemeleri gerekiyordu. Ordu kumandanina subasi
deniliyordu. Germiyanogullari'na tabi beyliklerle birlikte 200.000 atli ve
yayadan ibaretti. Beyligin kendi ordusu ise 40.000 idi. Germiyanogullari beyligi
ordusunda kargi kullanan ve ok atan birlikler bulunmakta, savas haricinde ordu
zaman zaman askerî manevralar yapmaktaydi.
Ayrica Germiyanlilar sinirlarinin korunmasi maksadiyla ve savasa karsi tedbir olmak üzere mevziler kazdirip buralara topladiklari kuvvetlerle harp hazirliklari yapiyorlardi.
c- Ilmî ve Kültürel
Faaliyetleri
Germiyanogullari devrinde Kütahya ilmî ve edebî
faaliyetlerin merkezi idi. Burada, bugün Demirkapi Medresesi olarak bilinen
Vacidiye Medresesi ve II. Yakub Bey Medresesi en önemli ilim müesseseleridir.
Bir kadi olan Ishak Fakih'in insa ettirdigi medrese de bu devirde faaliyet göstermistir.
Bu medreselerde nakli ilimlerin yaninda heyet ve astronomi de okutuluyordu.
Umur b. Sava'nin yaptirdigi Vacidiye Medresesi'ne adini
veren Müderris Abdülvacid, uzun yillar hocalik yapmis ve bazi eserler kaleme
almistir. Fikih dalinda Serhu'n-nikaye adli eseri telif eden (1403) Abdülvacid,
astronomi konusunda Çagmini'nin Mülahhas adli kitabina serh yazmistir.
Germiyanogullari zamaninda yetisen ilim ve fikir
adamlarinin varligi bize bu devirde beylik merkezinin ne derece canli bir kültür
hayatina sahip olduguna delalet etmektedir. Germiyan beylerinin ilim ve fikir
adamlarini korumalari ve onlara deger vermeleri bu ortamin glismesini
saglamistir. Germiyan ilinin Osmanlilar'a geçmesiyle bu dönemde yetisen ilim
ve fikir adamlari, edebiyatçi ve sairler de Osmanli idaresinde hayatlarini sürdürmüsler
ve eserler vermeye devam etmislerdir.
Edebî sahada ise Seyhoglu Mustafa, Ahmedî, Seyhî, Ahmed-i
Dâî gibi sairler yetisti.
Seyhoglu
Mustafa, Süleyman Sah'in emriyle Farsça Merzübannâme ve Kabusnâme'yi Türkçe'ye
tercüme etmistir. Yine Süleyman Sah'in istegi üzerine kaleme aldigi Hursidnâme
adli mesneviyi onun ölümü üzerine Osmanli padisahi Yildirim Bayezid'e takdim
etmistir. Siyasetnâme tarzindaki eseri Kenzü'l-Kübera ise Türkçe mensur bir
eserdir.
Ahmedî'nin Iskendernâme'si de yine bu dönemde kaleme alinmistir. Ahmed-i Daî ise Yakub Bey'in emriyle rüya tabirine dair Tabirnâme adiyla Farsça'dan bir eser tercüme etmistir.
d- Imar Faaliyetleri
Germiyanogullari devrinde cami, medrese, çesme gibi çesitli mimarî eserler insa edilmistir. Ankara'da Kizilbey Camii (1299), Denizli'de Süleyman Sah'in yaptirdigi Ulu Cami (1368), Kütahya'da Kale-i Bala Camii (1377), Kursunlu Camii (1377), Balikli Camii, Analci Mescid, Vacidiye Medresesi, Usak'ta Kavsit Çesmesi, Kütahya'da Ishak Fakih'e ait çesme mimarî eserlerin en önemlileridir.
Kaynak:
Osmanli Tarihi ve Kütahya Tarihi